Yeni Çay ve Kahve Trendleri

SHARE


İstanbul’un değişik semtlerinde bir süredir ufak kıpırdanmalara yol açan akımın kaynağı, yakından tanıdığımız iki içecek: çay ve kahve. Yeni çay ve kahve trendleri sayesinde aslında bunları çok iyi bilmediğimizi görüyoruz, çünkü ikisinin de bildiğimiz sınırların ötesinde dünyaları var.

İnce belli bardaktaki tavşan kanı duruşuyla uluslararası temsilcimiz olan çay, ülkemizde 100 yıldır üretiliyor; halbuki tarihi M.Ö.3000’e dayanıyor. Bir Çin imparatorunun, bir yaprağın sıcak suyun içine tesadüfi düşüşüyle keşfettiği bu dinlendirici içeceğe huzur anlamına gelen “tai” adı veriliyor. Uzakdoğu ülkelerinde farklı yapraklar ve hazırlama şekilleriyle oluşan çay kültürü, Avrupa’ya 16. yüzyılda ulaşıyor ve değişik formlar alıyor. Bizde ise simitle, kahvaltıyla, vapurla ve dedikoduyla özdeşleştirdiğimiz siyah çay, yeşil çay ve şifa niyetine içtiğimiz bitki çayları var.

İstanbul’da bu çay kültürleriyle tanışabileceğimiz, beyaz, kırmızı, tütsülenmiş, oolong gibi çay çeşitlerinden elde edilen çayları sunan şirin çay evleri açılıyor; pek de tutuyorlar. Hindistan, Çin, Tayvan, Japonya, Sri Lanka kökenli çay yapraklarının kuruluğu, dokusu, rengi, boyutu, aroması, hasat şekli, demleme süresi ile yüksek sayıya ulaşan çay çeşitleri menüyü dolduruyor. İşte son zamanların sofistike semti Karaköy’de ve her daim gözbebeğimiz Bebek’te açılan Dem ‘in geniş çay menüsünden bazı isimler: White yin long, fleur de geisha, superior oolong, grand lapsang souchong. Bizi çay içmeye Galata’ya davet eden Cha’ya Galata ise, göz zevkini okşayan porselen takımları ve kurabiyeleriyle şu gibi çaylar sunuyor: White melon, Genmaicha Popcorn, Vanilyalı Rooibos, Darjeeling. Ayrıca iki mekanda da soğuk çaylar mevcut.

Çayı daha yakından tanımak için düzenlenen çay tadım aktivitelerine de katılabilirsiniz.

Çay ve kahve trendlerinde sıra 3. dalga etkisi altındaki kahvede… Öncelikle bu dalgalara bir göz atalım: Birinci dalga 1900’lerde Amerika’da hazır kahvenin evlere girmesi ve yoğun olarak tüketilmesiyle oluşuyor. İkinci dalga, 1960’larda başlayan ve Starbucks’ın öncülük ettiği zincir kahveci akımı. Bu dalgada kahve keyif unsuru haline geliyor ve kahvenin kökeni, çekirdeği, kavurma ve demleme yöntemleri araştırılıyor. Doksanlardaki üçüncü dalgada ise kahve çekirdeğini yakından tanıyoruz. Kahve ve kahve çekirdeği ilişkisi şarap ve üzüm ilişkisine dönüşüyor. Kahve çekirdeği ambalajlarında ürünün hangi ülkeden hangi çiftlikten çıktığı, kaç derecede kavrulduğu gibi bilgileri bulabiliyoruz.

Böylece, dünya trendlerinden iyi örneklere ev sahipliği yapan Istanbul’da da, kahve çekirdeğini seçerek kendi mekânında kavuran 3. dalga kahveciler giderek artıyor. Bu kahveciler, sıcak dekorasyonları ve gerçek kahve keyfi sunan baristalarıyla son derece cazip. Onlarca mekan arasından Karaköy’deki Coffee Sapiens , Cihangir’de Kronotrop ve Geyik Coffee Roastery, Bebek’te Cup of Joy, Beyoğlu’nda Coffee Brew Lab, Eminönü’nde Brew Coffee Works, Moda’da Rafine, Kadıköy’de Dört Kadıköy ve Çekirdek örnek verilebilir. Gayrettepe’deki Petra Roasting Co. ise web sitesi aracılığıyla kahve çekirdeği ve aksesuarları siparişlerinizi almaya hazır.

Bunlardan bazılarında ara sıra kahve tadım atölyeleri düzenleniyor; pour over, sifon, vakum gibi değişik demleme yöntemleri ve çekirdekler hakkında bilgi sahibi olmak isterseniz kahve keyfinizi bu bilgilerle taçlandırabilirsiniz.

Çay ve kahve trendleri demişken, peki ya Türk kahvesi? Bizim kahvemiz her daim bir klasik olsa da çeşitli yerlerde aromalandırılmış ve baharatlandırılmış modifiye Türk kahveleri de menülerde yeralmaya başladı. Bakalım tutacak mı?

Our writers' favourites

X
- Enter Your Location -
- or -