Bohem Sokaklarıyla İstanbul Çukurcuma

SHARE


İstanbul Çukurcuma

Beyoğlu’nun bohem semti Çukurcuma… İstanbul’un fethi sırasında, Fatih Sultan Mehmet’in Cuma namazını şu çukurda kılalım demesi üzerine semtin adının Çukurcuma olduğu rivayet edilir. Rivayet doğru mu bilemeyiz ama sokak kedilerinin efelenerek gezdiği, sokak köpeklerinin ise adeta gönüllü bekçilik yaptığı samimiyet kokusu sinmiş, tarihi dokuyla örülmüş sokaklarını arşınlarken keyif alacaksınız.

Faik Paşa Yokuşu

Bir elini Doğu’ya bir elini de Batı’ya vermiş gibidir İstanbul Çukurcuma. Bir tarafta tatlı vintage meltemleri estiren antikacılar, öte yanda okey taşlarıyla çınlayan mahalle kahveleri ile cazibesine kapılmaktan kendinizi alıkoyamayacağınız bir semt. Dolaşmaya meşhur Faik Paşa Yokuşu’ndan başlarsanız bir tarafında yüksek, süslü heykeller ve motiflerle donatılmış, diğer tarafında ise sanki mahallenin üvey evlatlarıymış hissine kapılacağınız daha alçak ve mütevazı binalar bulunduğunu görürsünüz. Sizi şaşırtan binalardan süslü olanlarda bir zamanlar zengin ailelerin oturduğunu, diğerlerinde ise bu zengin evlerde çalışan hizmetkarların ikamet ettiğini söylersek sanırız konuyu aydınlatmış oluruz. Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı demiş eskiler ama Faik Paşa yokuşu bu nurdan nasibini almışa benziyor. Zira bu sokağın sakinlerinden Koçgiri’de retro görünümlü mobilyalar, Hall’de eski ve yeninin buluştuğu pek çok tasarım, Pied de Poule’de vintage aksesuarlar, A La Turca‘da ise antik kilim ve halılar bulabilirsiniz.

Masumiyet Müzesi

Alışverişe biraz ara verip soluklanmaya, buram buram aşk kokan sayfalarda gezinmeye ne dersiniz? “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diye başlayan ve Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un yazdığı harikulade bir aşk romanı olan Masumiyet Müzesi‘ne nefes veren koridorlarda dolaşın. 1975’te başlayıp modern zamanlara dek gelen ve zengin çocuk Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un nefes kesen hikayesini gözler önüne seren bir müze Masumiyet Müzesi. Kemal ve Füsun’un kullandığı, dokunduğu ve hayal ettiği eşyaların vitrinlerde sergilendiği, ruhunuza işleyecek duygularla taçlandırılmış bir dünya.

Alışveriş Zamanı

Masumiyet Müzesi’ni gezdikten sonra 7gr’da bir kahve içmeye ardından da İstanbul’un en eski galerilerinden biri olan Apel’de güncel sergileri görmeye ne dersiniz? 7gr’ın çaprazında ise sosyal medya kullanıcılarının yakından tanıdığı Müz‘e uğramayı ihmal etmeyin. Burası ofisiniz ve eviniz için tasarım vazolar, kaktüsler ve sukulentler bulabileceğiniz hoş bir vaha adeta. Kıyafet, ayakkabı ve çantada değil de mobilyada vintage düşkünlüğünüz varsa Mozk tam size göre. Sehpadan koltuğa, abajurdan kütüphaneye pek çok geçmiş hikayelerle yüklü mobilya sizi bekliyor.

Çukurcuma’da Karnınız Acıkırsa

Karnınızın acıktığını duyar gibiyiz. O zaman Çukurcuma Köftecisi‘ne gidelim cümlesi çıkıverir ağzımızdan. Bildiğiniz salaş köftecilere benzemeyen, hatta alıştığımız köftecilere göre oldukça şık sayılabilecek bir mekan burası. Adının köfteci olduğuna da lütfen aldanmayın zira köftenin yanı sıra tavuk şiş, pirzola, günün yemeği, çorbalar ve zeytinyağlılar da servis ediliyor.

Köfte sevmem canım pizza çekti diyorsanız efsane bir pizza adresi vereceğiz size şimdi. Kuloğlu Caddesi üzerinde 49 numaralı binanın altında bulunan Pizza 49 çarpıcı pizza çeşitleriyle midenize bayram yaşatacak. Tulum peynirinden yapılmış Tulumi ve bebe ıspanaktan yapılan Da Atalai en popüler olanlardan. Bu mekanın sadece pizzası değil Bozcaada kahvaltısının da meşhur olduğunu hatırlatalım.

49 Çukurcuma size biraz kalabalık gelebilir. O zaman size iki bina ötesindeki Corinne Brasserie’yi öneririz. İncirli dana bonfile, kapya biberli somon ızgara ve vejetaryenlere özel güveç, bu şık ve romantik ortamda sunulan yemeklerden sadece birkaçı.

Çukurcuma’nın sunduğu güzellikler o kadar fazla ki bu semtin hakkını vermek için iki gününüzü ayırmanızı öneririz.

Our writers' favourites

X
- Enter Your Location -
- or -