Karaköy Gezisi Olmazsa Olmaz!

SHARE


Meydandaki keşmekeşin kucağında başınızı biraz yukarı kaldırıp etrafı inceleyerek gezindiğinizde, mimarisiyle bir Avrupa kenti görüntüsüyle sizi hayrete düşüren bir yerdir Karaköy. Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. Yüzyıl’da Avrupa ile arasındaki ticari köprü olan ve bu nedenle de Levantenlerin yaşadığı semt, ünlü İtalyan ve Avusturyalı mimarlar tarafından dönemin Avrupa’daki mimari akımları olan neoklasik ve art nouveau stilinde binalarla donatılmış. Karaköy, gerek mimari restorasyon ve düzenlemeleriyle gerekse yeni açılan elit mekanlarıyla olsun, yeniden keşfediliyor ve müthiş enerjik bir dönüşüm, bir nevi Rönesans yaşıyor. Gelin hızlı bir Karaköy gezisi yapalım…

Bu ihtişamlı binalar arasında, önünde bulunan muammalı heykelleriyle, eskiden Wiener Bank’a evsahipliği yapmış olan Ziraat Bankası binası, Minerva Han, heybetli Karaköy Palas, Hotel Nordstern olarak kullanılan Nordstern Han, mimarı Vallaury’nin üzerine imzasını kazıdığı Ömer Abed Hanı bulunuyor.

Bankalar (Voyvoda) Caddesi ise yan yana benzer binalarla dolu bir hazine; sokak dar olduğundan güzelim rölyeflere hayran hayran bakabilmek ve fotoğraflayabilmek için başınızı hayli geriye atmanız gerekiyor. Caddenin başlangıcındaki eski Sümerbank Binası artık Vault Karaköy olarak şık otel hizmeti veriyor. Eski Osmanlı Bankası binası olan ve “İyi ki de açılmış” dedirten SALT Galata ise sergileri, çalışma alanları, kafe-restoranı, toplantı odalarıyla insanda alışkanlık yapacak derecede bir yuva gibi; hele ki içinde, artık İstiklal Caddesi 389 numarada göremediğimize üzüldüğümüz Robinson Crusoe kitapçısını görmek bir hayli iç ferahlatıcı. Aynı sokakta bir diğer ziyarete değer mekan ise, komün sanat ortamı sunan, ilginç fikirler ve etkinliklerle çılgın ve eşsiz han Sumahan Voyvoda. Sokağa girmişken saray merdivenine benzeyen Kamondo Merdivenleri’nde poz vermeyi ihmal etmeyin.

Karaköy Meydanı’nda zamanında Galata Köprüsü çizimi için padişah tarafından çağırılan ama projesi kabul edilmeyen Leonardo da Vinci’nin de dolaşmış olduğunu ve tarihi Tünel’in Avrupa’nın ikinci metrosu olduğunu göz önünde bulundurduğunuzda, Karaköy gezisi sizi biraz daha heyecanlandırabilir belki.

Mimari unsurlar haricinde, çatı katlarında gizli Rus Ortodoks Kiliseleri, çan kulesi nedeniyle kilise mi cami mi olduğu tartışmalı olan Arap Camii ile aslında Bizanslıların Haliç’in ağzını kapatmak için gerdikleri zincirin bağlandığı Kastellon Kalesi’nin bodrumu olan Yeraltı Camii de oldukça ilgi çekici.

Karaköy elbette meydanıyla sınırlı değil. İstanbul Modern‘e kadar devam eden bölümde son zamanlarda müthiş bir dinamizm var. Fransız Geçidi içinde ve ara sokaklardaki yepyeni mekanlar hızla çoğalıyor. Bunların hepsi birbirinden ferah ve şık üstelik hepsinin birbirinden güzel menüleri var. Ops, Bej Karaköy, Pan Karaköy, Colonie, Unter gibi popüler mekanlar arasında dolaşıp keyiflenebilir ve sosyalleşebilirsiniz. Özel tercihleriniz varsa, örneğin hamburger yemek istiyorsanız Heisenberg veya Baltazar, kahve molası için Karabatak veya Press, çay molası içinse Dem tercihiniz olabilir.

Midesine düşkün klasik severler içinse yılların esnaf lokantası Bankalar Lokantası, zengin şarküterisiyle insanın karar verme yetisini zorlayan Namlı Gurme, tek şubesinde hizmet veren gerçek Karaköy Güllüoğlu ve insanın rüyasına giren leziz mezeleriyle Karaköy Lokantası’na ek olarak, yeni açılan Karaköy Sofra London‘da dünyaca meşhur mutfağımızdan enfes örnekler bulabilirsiniz.

Karaköy, bütün bunlardan çok daha fazlasını barındıran inanılmaz bir çeşniye sahip. Bu mimarlık, din ve kültür cümbüşünü yakından tanımak amacıyla karış karış bir Karaköy gezisi illa ki yapılmalı. En iyisi siz telaşsız bir gününüzde kendinize bir Karaköy gezisi hediye edin…

Our writers' favourites

X
- Enter Your Location -
- or -